Türkiye'deki büyük depremlerin çoğu üç ana bölgede olur: kuzeyde Kuzey Anadolu Fayı, doğu ve güneydoğuda Doğu Anadolu Fayı, batıda ise Ege'deki gerilme bölgesi. Türkiye'nin büyük bölümü bu aktif yapılar nedeniyle deprem tehlikesi altındadır.

Fay, yer kabuğundaki kırık boyunca iki kaya bloğunun birbirine göre hareket ettiği yapıdır. Bloklar sürekli hareket etmek ister, ancak sürtünme nedeniyle kilitlenir. Biriken gerilme kayaçların dayanımını aştığında fay aniden kayar ve deprem olur. Türkiye’yi deprem ülkesi yapan, birkaç büyük ve aktif fay sistemine ev sahipliği yapmasıdır.
Neden bu kadar aktif fay var?
Türkiye; Avrasya, Afrika ve Arap levhalarının birbirine yaklaştığı bir bölgededir. Arap levhası kuzeye doğru ilerleyerek Anadolu’yu sıkıştırır. Anadolu’nun büyük bölümü bu sıkışmadan kurtulmak için batıya doğru kayar. Bu hareket, kuzeyde ve doğuda iki büyük fay boyunca gerçekleşir; batıda ise Ege bölgesinde kabuğun gerilmesine yol açar.
Kuzey Anadolu Fayı
Kuzey Anadolu Fayı, doğuda Bingöl’ün Karlıova bölgesinden başlayıp Erzincan, Tokat, Amasya, Bolu, Düzce ve Sakarya üzerinden Marmara Denizi’ne, oradan Saros Körfezi’ne uzanır. Uzunluğu bin kilometreyi aşar ve dünyanın en iyi incelenmiş, en aktif doğrultu atımlı faylarından biridir: fayın iki yakası birbirine göre yatay olarak kayar.
20. yüzyılda bu fay üzerinde büyük depremler doğudan batıya doğru ilerleyen bir dizi hâlinde meydana geldi. 1939 Erzincan depremiyle başlayan dizi, 1999’da Gölcük (17 Ağustos) ve Düzce (12 Kasım) depremleriyle Marmara bölgesine ulaştı. Fayın Marmara Denizi içindeki kolları, İstanbul için beklenen büyük depremle ilişkilendirilir.
Doğu Anadolu Fayı
Doğu Anadolu Fayı, Karlıova’dan güneybatıya doğru Bingöl, Elazığ, Malatya, Adıyaman ve Kahramanmaraş üzerinden Hatay’a kadar uzanır. Bu fay da doğrultu atımlıdır. 2020 Elazığ (Sivrice) depremi ve 6 Şubat 2023’teki 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki Kahramanmaraş depremleri bu fay sistemi üzerinde meydana geldi. 6 Şubat depremlerinde fay yüzlerce kilometre boyunca kırıldı ve 11 ili doğrudan etkiledi.
Batı Anadolu ve Ege
Batı Anadolu’da kabuk kuzey-güney yönünde gerilir. Bu gerilme, doğu-batı uzanımlı çöküntü alanları (grabenler) ve bunları sınırlayan normal faylar oluşturur. Gediz, Büyük Menderes ve Küçük Menderes ovaları bu grabenlerin örnekleridir. İzmir, Manisa, Aydın, Denizli ve Muğla bu yapılar nedeniyle deprem tehlikesi taşır. Ege Denizi’ndeki faylar da bölgede sık deprem üretir; 30 Ekim 2020’deki Sisam (Samos) açıklarındaki deprem İzmir’de ağır hasara yol açtı.
Diğer aktif bölgeler
- Doğu Anadolu’nun iç kesimleri: Van, Muş, Bitlis çevresindeki faylar; 2011 Van depremi bu bölgededir.
- Orta Anadolu: Tuz Gölü fayı ve Orta Anadolu’daki diğer faylar, büyük faylara göre daha düşük ama göz ardı edilmemesi gereken bir tehlike oluşturur.
- Akdeniz: Kıbrıs ve Girit arasındaki yay boyunca Afrika levhasının Anadolu’nun altına daldığı bölgede orta derinlikte depremler olur.
Evimin yakınında fay var mı?
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) Türkiye’nin diri (aktif) faylarını gösteren haritalar yayımlar. AFAD ise bir yerdeki deprem tehlikesini gösteren Türkiye Deprem Tehlike Haritası’nı yayımlar ve binalar bu haritaya göre tasarlanır. Önemli olan yalnızca faya uzaklık değildir: zemin yapısı ve bina kalitesi, depremdeki hasarı belirleyen en önemli etkenlerdir. Faya uzak ama zayıf zeminde ve kötü yapılmış bir bina, faya yakın ama sağlam bir binadan daha risklidir.
Fay hattına yakın oturmak ne demek?
Fayın tam üzerinde, yüzeyde kırılma oluşabilecek dar bir şeritte yapılaşma özel riskler taşır ve bu alanlar için ek kurallar uygulanır. Bunun dışındaki alanlarda ise asıl belirleyici olan, binanın deprem yönetmeliğine uygun tasarlanıp yapılmış olmasıdır. Bu konuda deprem öncesi ve sırasında yapılması gerekenler rehberimizde ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.
Türkiye’deki son depremleri Son depremler sayfasından, ilinizdeki depremleri il sayfalarından takip edebilirsiniz.